Çarşamba, Mayıs 18, 2022

SAÜ Öğretim Üyesi Yavuz: Yerli ve Milli Enerji En Doğru Strateji

- REKLAM -

Sakarya Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cenk Yavuz, ülkemizde ve dünyada yaşanan enerji krizi meselesi hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Doç. Dr. Cenk Yavuz, enerji krizinin bir numaralı müsebbibinin insanoğlu olduğunun altını çizerek,  Covid-19 salgınının da meseleyi etkilediğini belirtti. Yavuz, “Pandemi sürecinde hem petrol hem de diğer enerji kaynaklarının fiyatları ya azaldı ya da sabit kaldı. Ancak 2021’le birlikte yeniden başlayan hayat ve iş döngüsü enerji talebini eskisinden de yukarıya taşıdı. Salgının getirdiği alışkanlık ve ürün talep değişikliklerinin yanında, ölümlere karşı artan nüfus enerji talebinde beklenenden fazla bir artışa sebep oldu. Tüm bu faktörler sınırlı bir kapasiteye sahip dünyamızın fosil yakıt kaynaklarını daha değerli hale getirdi” dedi.

Sürdürülebilir enerji yönetimi

Yavuz, az miktardaki kaynak, yükselen fiyatlar ve enerji simsarlığının artışı için tek kurtuluşun “Sürdürülebilir Enerji Yönetimi” olduğunu söyledi. Yavuz, “Sürdürülebilir enerji kavramı içine hem yenilenebilir enerjiyi hem de fosil ve diğer yakıtları alan ve bunlardan elde edilen enerjiyi daha doğru, verimli ve yerinde kullanmayı ifade eden bir kavram. Dolayısıyla yeşil enerji dönüşümünün başı çektiği sürdürülebilir enerji politikaları önce ülke sonra dünya bazında enerji krizinin en önemli çözümü olacaktır. Devletlerin bu politikaları vatandaş bazında içselleştirmeyi başarabilmesi ise sürdürülebilir bir döngünün oluşturulabilmesi için ilk adımdır. İçselleştirme-Enerjinin Verimli Kullanımı-Tasarruf-Geri Dönüşüm fikrinin benimsenmesi gibi temel bir politika bile enerji sorununu ciddi anlamda azaltacaktır” dedi.

Enerji fiyatlarındaki artış kaçınılmaz

Son zamanlardaki enerji fiyat artışları üzerine de değerlendirmelerde bulunan Yavuz, sınırlı kaynak ve yüksek talebin yüksek fiyatları kaçınılmaz kıldığını ve iklim değişikliği sorunu tedarik yol ve mekanizmalarının düzenini bozmaya devam ettikçe enerji fiyatlarının sabitlenmesinin söz konusu olmadığını ifade ederek, devletlerarası politik savaşların da doğrudan enerji fiyatlarını etkilediğini sözlerine ekledi. Yavuz, “Örneğin son Ukrayna-Rusya krizi neticesinde Avrupa Birliği doğalgaz tedariki genel olarak Rusya kaynaklı olduğu için doğalgaz ve ilintili enerji fiyatları burada 2 ila 10 kat arasında zamlandı. Son günlerde sıkça duyulan ‘vanaları kısmak’ deyimi Rusya’yı enerji pazarında kazanan, fosil kaynağı sınırlı olan AB’yi ise ekonomik kaybeden konumuna sürükledi. İster istemez bu durum İran ve Türki Cumhuriyetlerin doğalgaz fiyatlarını da dalgalandırdı. İklim değişikliğinin getirdiği artan soğuk ve sıcak havalar elektrik enerjisini talebini arttırdıkça, başka bir deyişle dünya dört mevsimden iki mevsime düştükçe kaynakları elinde tutanlar piyasayı istedikleri gibi kontrol edebilme yetisini fazlasıyla kazanmış oldular. Bilhassa lojistik, taşımacılık ve turizm sektöründeki talep artışı da petrol fiyatlarını yukarı yönde dalgalandırınca başta Arap ülkeleri olmak üzere petrol zenginleri servetlerini daha da büyütme fırsatı yakaladılar. Tüm bunlar enerji sektörünün, aslında hiç olmaması gerekirken, küresel bir para/ticaret döngüsünün parçası haline gelmesine sebep oldu” şeklinde konuştu.

Yenilenebilir enerji kaynakları değerlendirilmeli

Yavuz, yenilenebilir enerji kaynaklarının tümünün enerji krizinin bir çıkış kapısı olarak kullanılabileceğine işaret ederek, dışa bağımlılıktan kurtuluş, öz kaynakların verimli kullanımı, iklim değişikliğine karşı savaşta etkin mücadele için bu kaynakların iyi değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yaptı. Türkiye’nin coğrafi konumunun getirdiği avantajlar sayesinde güneş, rüzgâr, hidrolik, dalga, jeotermal ve biyokütle enerjilerini üretmeye çok elverişli olduğunu belirten Yavuz, bu noktada iki önemli sorun olduğuna değinerek, “Birincisi, bahsi geçen enerji kaynakları için birçok temel malzeme halen ithal olarak tedarik edilmekte. İkincisi ise, söz konusu kaynakların hiçbiri anlık enerji cevabı bakımından %100 güvenilir değil. Hava kapalıysa ya da gece saatlerinde güneş enerjisi elde edemiyorsanız, rüzgâr yoksa türbinleriniz dönmüyor, kuraklıkla karşı karşıyaysanız barajlarınızı dolduramıyorsunuz, denizlerde enerji üretilebilir dalgayı her an yakalamanız mümkün değil, jeotermal kaynaklar kısıtlı, biyokütle için ise sürekli girdiyi bulmak her zaman olası değil. Bunlar bir arada düşünüldüğünde tek bir kaynağın bu sorunun çözümü olamayacağı, ancak ülke çapında geliştirilecek bir enerji politikasının varlığı ve yenilenebilir enerji kaynağı santralleri için zorunlu kılınacak enerji depolama birimlerinin kullanılabilmesi durumunda enerjide dışa bağımlılığın ve kriz ortamının sona ereceği söylenebilir.” diye konuştu.

Yerli ve milli enerji üretimi

Yavuz, sürdürülebilir enerji yönetimi noktasında nükleer enerjiye verilen önem kadar yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilen enerjiye ve bunun için kullanılması gereken malzemelerin üretimine de önem verilmesinin şart olduğunu ifade ederek şunları söyledi: “Enerji üretiminde devletin mutlaka ağırlığı ve rezervi olması gerekir. Devletin piyasa şartlarını belirlediği bir ortamda enerji ve fiyat spekülasyonlarının yapılması mümkün olamayacağı için yerli ve milli enerji üretimi istenen standart ve miktarlarda yapılabilecektir. Güneş enerjisi sektörünün gelişmesi için mevcut şart ve desteklerin ümit verici olduğunu söylemek ne kadar doğruysa devletin bu alanda hem malzeme hem enerji üreticisi konumuna soyunmasının enerji bakımından bağımsız Türkiye’yi oluşturmak için en doğru strateji olacağını söylemek o denli doğru olacaktır. Sürdürülebilir enerji yönetimi ancak devletin tam hâkimiyeti ile mümkün olabilir.”

Son Haberler

Hentbol Türkiye Kupası Sakarya’da sahibinin olacak

Hentbol Erkekler Türkiye Kupası Dörtlü Finalleri 28-29 Mayıs tarihlerinde Sakarya’da yapılacak. Büyükşehir Belediyesi ile Hentbol Federasyonu arasında imzalanan protokol...